Doğal Kaynakların ve Biyoçeşitliliğin Korunması
Doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin korunması, organik tarım üzerine yayınlı yönetmelik ve standartlarda özel olarak önem verilen ve bazı maddelerde adı geçen tanımlar olarak karşımıza çıkar. Bunların örnekleri aşağıda sunulmaktadır:
27676 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ‘Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Türk Yönetmeliği’, Madde 8-Organik Bitkisel Üretim Kuralları-1/a)’ya göre, ‘Organik bitkisel üretimde toprağın biyoçeşitliliğini geliştiren, toprağın organik maddesini koruyan veya artıran, toprağı sıkıştırmayan ve erozyonu engelleyen toprak işleme teknikleri kullanılır. Organik tarımda kullanılan üretim teknikleri çevre kirliliğini engellemeli veya minimuma indirmelidir’
Madde 9-Toprak koruma, hazırlama ve gübreleme-1’e göre; ‘Organik tarımda toprak verimliliği, sürdürülebilirliği, biyoçeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi, toprak erozyonu ve sıkışmasının önlenmesi ve toprak ekosistemi aracılığıyla bitkilerin beslenmesi esastır.
Organik üretim ve organik ürünlerin etiketlenmesi ile ilgili, 30 Mayıs 2018 tarihli (EU) 2018/848 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Yönetmeliği, biyolojik çeşitliliğe ve doğal kaynaklara çok sayıda maddesinde, organik tarımın genel amaç ve prensiplerinin başında yer vermektedir.
Tanımlarına eklediği önleyici tedbirler: biyoçeşitliliğin ve toprak kalitesinin korunmasını sağlamak için üretim, hazırlık ve dağıtımın her aşamasında müteşebbisler tarafından alınması gereken önlemler, zararlı ve hastalıkların önlenmesi ve kontrolüne yönelik tedbirler ile çevre, hayvan sağlığı ve bitki sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerin önlenmesi için alınması gereken tedbirler olarak açıklanmaktadır.
Organik Üretimin Genel Amaçları Madde 4’de iki defa biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunulması gerekliliği açıklanmaktadır:
c) Yüksek seviyede bir biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunmak,
i) Organik heterojen malzeme ve organik üretime uygun organik çeşitler gibi, özellikle değişik bitki genetik materyalleri kullanılarak, yüksek seviyede biyolojik çeşitliliğe katkıda bulunmak
Genel Prensipler Madde 5-f’de; ekolojik sistemlere dayalı ve yönetim sistemine dahil olan doğal kaynakları kullanarak biyolojik süreçlerin uygun tasarım ve yönetimi, maddelerle açıklanmıştır:
Canlı organizmalar ve mekanik üretim yöntemleri kullanımı;
Toprağa bağlı mahsul yetiştiriciliği ve araziye dayalı hayvancılık veya su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde kullanılması ilkesine uyan su ürünleri yetiştiriciliği;
Veterinerlik tıbbi ürünleri dışında; GDO’lar, GDO’lardan üretilen ürünler ve GDO’lar tarafından üretilen ürünleri hariç tutmak;
Risk değerlendirmesine ve uygun olduğunda ihtiyati tedbirlerin ve önleyici tedbirlerin kullanımı.
Genel Prensipler Madde 5
b) Doğal miras alanları gibi doğal peyzaj unsurlarının korunması,
c) Enerji, su, toprak, organik madde ve hava gibi doğal kaynakların sorumlu kullanımı.
Tarımsal faaliyetlere ve su ürünleri yetiştiriciliğine uygulanacak özel prensipler Madde 6-a’ya göre; Organik üretim, toprak yaşamının ve doğal toprak verimliliğinin, toprak stabilitesinin, toprak su tutulumunun ve toprak biyolojik çeşitliliğinin korunması ve geliştirilmesi, toprak organik madde kaybının, toprak sıkışmasının ve toprak erozyonunun önlenmesi ve bunlarla mücadele edilmesi ve bitkilerin öncelikle toprak ekosistemi yoluyla beslenmesi esaslarına dayanır.
Ek II Ayrıntılı Üretim Kuralları, Kısım I-Bitkisel Üretim Kuralları, 1.9 Toprak Yönetimi ve Gübreleme’nin 1. Maddesine göre; Organik bitkisel üretimde toprak organik maddesini koruyan veya artıran, toprak stabilitesini ve biyolojik çeşitliliği artıran, toprak sıkışmasını ve toprak erozyonunu önleyen toprak işleme ve yetiştirme uygulamaları kullanılacaktır.
ABD Tarım Bakanlığı-USDA Ulusal Organik Programı (NOP=National Organic Program),
§ 205.2 Tanımlarda;
Müteşebbisin doğal kaynakları: ‘Toprak, su, sulak alanlar, ormanlık alanlar ve yaban hayatı dahil olmak üzere bir üretim işletmesinin fiziksel, hidrolojik ve biyolojik özellikleri’ olarak tanımlıdır.
§ 205.200 Organik üretim ve işleme gereklilikleri-Genel kısmında; ‘uygulanan üretim uygulamaları, toprak ve su kalitesi de dahil olmak üzere müteşebbisin doğal kaynaklarını korumalı veya iyileştirmelidir’, denmektedir.
USDA NOP, doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin korunması üzerine, NOP-5020 numaralı ayrıntılı bir rehber doküman hazırlamıştır.
Rehberde, doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliliğin korunmasının, organik üretimin temel ilkelerinden biri olduğu belirtilerek, çok sayıda örnek sunulmakta, kontrol organları ve müteşebbislerin bu konudaki sorumlulukları adım adım anlatılmaktadır. Temel olarak, sertifikalı bir organik müteşebbiste her yere serpiştirilmiş doğal bitki örtüsü; polinatörler gibi faydalı organizmalar için besin, örtü ve koridorlar sağlar, erozyon kontrolü ve yeraltı suyu beslenmesi için suyu yavaşlatır ve kirliliği filtreler. Faydalı böcekleri çeken veya getiren, kuşlar ve memeliler için yaşam alanı sağlayan ve toprak biyotik çeşitliliğini artıran koşullar sağlayan uygulamalar, organik üretim sistemlerine hayati ekolojik hizmetler sağlamaya hizmet eder. Bu tür üretim uygulamalarını uygulayan sertifikalı organik müteşebbislerde:
dış girdilere olan bağımlılık azalır;
zararlı yönetimi maliyetleri azalır;
daha güvenilir temiz su kaynakları oluşur; ve
daha iyi tozlaşma sağlanır.
USDA NOP, web sayfasında yayınladığı örnek Organik Sistem Planında da doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliliğin korunması hakkında müteşebbislere yol göstericilik yapmaktadır. Belirtilen linkten örnek OSP’ye ulaşabilirsiniz. https://www.ams.usda.gov/reports/organic-system-plan-template
Doğal kaynaklar ve biyolojik çeşitliliğin korunması, Türk, Avrupa ve Amerika organik tarım Yönetmeliklerinde yukarıda sunulduğu şekilde ele alınmıştır. Bazı önemli Organik Tarım Standartlarında ise özellikle biyolojik çeşitliliğe, çok daha fazla önem atfedilmektedir. Bunlar aşağıda bilginize sunulmaktadır.
İsviçre Organik Tarım Örgütleri Derneği Bio Suisse Standardı bazı temel alanlarda devlet düzenlemelerinden (örneğin AB düzenlemeleri) farklılık göstermektedir. Bu bağlamda özellikle önemli olan, biyolojik çeşitliliği destekleyen alanların oluşturulmasına ilişkin kurallardır. Bitkisel üretim yapan tarım işletmelerinde biyolojik çeşitliliğin artırılmasına ayrılan alanlar, toplam kullanılan tarım alanının en az %7’sini oluşturmalıdır. Bu alanlar, tarımsal amaçlarla kullanılan tarım işletmesinin işletme alanında bulunmalı ve üreticiye ait veya üretici tarafından kiralanmış olmalıdır.
Demeter-International ve Uluslararası Biyodinamik Derneği (IBDA)’nın birlikte kurduğu ve 100 yıllık geçmişi olan Biyodinamik Federasyonu’nun 7 temel prensibinden biri biyolojik çeşitliliktir. Biyodinamik çiftçiler; polikültürler, ürün rotasyonları, bakir ormanlar, uzun vadeli otlaklar, su yapıları, böcek ve kuş barınakları ve yaban hayatı koruma gibi iyi uygulamalar aracılığıyla biyolojik çeşitliliği teşvik eder ve korur. Tarım arazilerinin en az %10’u doğal olarak bırakılır veya biyolojik çeşitliliğe ayrılır.
