Organik Tarımda Risk Analizi
Organik tarımda üretim sürecini sadece toprağa tohum atıp hasat etmek olarak görmek büyük bir hata olur. Üretimin her aşamasında karşılaşılabilecek pek çok risk var. İşte bu riskleri baştan tanımak, sınıflandırmak ve yönetmek, hem üretim kalitesini hem de mevzuata uygunluğu garanti altına alır. Üstelik bu sadece tavsiye edilen bir yaklaşım değil; yasal zorunluluklarla da destekleniyor. Örneğin 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu, üretim süreçlerinde belirli esaslara uyulmasını şart koşuyor. (EU)2018/848 sayılı Avrupa Birliği Organik Tarım Yönetmeliği ve buna bağlı (EU)2021/1698 sayılı düzenleme, özellikle yüksek riskli ürünlerde denetim ve numune alma yükümlülüklerini detaylandırıyor. ABD’deki USDA NOP §205.501(a)(21) ve §205.504(b)(7) maddeleri ise risk tabanlı izlenebilirlik ve kontrol prosedürlerini zorunlu kılıyor.
Risk analizinin temel yaklaşımı
Risk analizi, üretim alanından çıkan ürünün sofraya ulaşana kadar geçtiği bütün adımlara dikkatle bakmayı gerektirir. Toprak yapısı, kullanılan girdiler, tedarik zinciri, depolama ve taşıma koşulları gibi unsurlar ayrı ayrı ele alınır. Amaç, hatalar oluşmadan önce zayıf noktaları görmek ve önlem almaktır.
Üretim yapılan bölgedeki çevresel durumlar önemli bir başlıktır. Komşu arazilerde yoğun kimyasal kullanımının olması, orman ya da yol kenarlarından bulaşma ihtimali, zor ulaşılabilen alanlar gibi durumlar risk seviyesini etkiler. Bunun yanında üretim yapan yapının kaç birimden oluştuğu ve tedarik zincirinin ne kadar karmaşık olduğu da risk analizinde değerlendirilir.
Ürünlere göre risk belirleme
Her ürün aynı seviyede risk taşımaz. Bazı bitkiler, yapıları gereği daha fazla ilaçlama ihtiyacı doğurur; bazıları ise genetik modifikasyon riski taşıyabilir. Mesela pamukta genetik müdahale riski bilinir, bağ alanlarında hastalık ve zararlılar sebebiyle yüksek girdi kullanımı söz konusu olabilir. Bu nedenle ürün bazlı risk belirleme yapmak gerekir.
Ayrıca, aynı işletmede hem organik hem konvansiyonel üretim yapılıyorsa karışma riskleri mutlaka değerlendirilmelidir. Organik statüsünü kaybetmiş ürünlerin sisteme sızma ihtimali, risk puanlamasında göz ardı edilemez.
Riskleri ölçmek ve sınıflandırmak
Risk değerlendirmesi, sadece gözleme dayalı değil, ölçülebilir kriterlerle yapılır. Bunun için çeşitli puanlama sistemleri kullanılır. Örneğin üretim alanı 50 hektarı geçiyorsa belirli bir puan eklenir, yetiştirilen ürün sayısı 10’un üzerindeyse ek puan eklenir. Geçmiş yıllarda pozitif kalıntı analizi çıkan ürünler varsa bu da puanı artırır.
Sonuçta üretici ya da üretim birimi, “düşük”, “orta” veya “yüksek” risk sınıfına yerleşir. Böylece hangi üretim birimlerinin daha sık denetlenmesi gerektiği ortaya çıkar. (EU)2021/1698 Madde 9(8) bu konuda net bir hüküm içerir: yüksek riskli olarak belirlenen ürünlerin üretim yerleri yılda en az iki kez kontrol edilmeli ve bu kontrollerden biri önceden haber verilmeksizin yapılmalıdır.
Numune alma ve kontrollerin planlanması
Risk analizinin bir diğer önemli çıktısı, numune alma planıdır. Ürünün risk seviyesine göre numune alma sıklığı değişir. (EU)2021/1698 Madde 12(5), yüksek riskli ürünlerde her yıl en az bir tarla örneğinin alınmasını şart koşar. Madde 16(6) ise yüksek riskli ürün sevkiyatlarında fiziksel kontroller yapılmasını zorunlu tutar.
ABD’deki USDA NOP §205.670(d) maddesi de benzer bir düzenleme içerir: yılda otuzdan az üretici onaylayan bir kontrol yapısının en az bir üreticisinden mutlaka numune alınmalı ve analiz yapılmalıdır. Bu kurallar sayesinde risk değerlendirmesi kâğıt üzerinde kalmaz, sahada uygulanır.
Grup üretim yapan yapılar için kriterler
Üretim bazen bireysel değil, grup yapısı içinde yürütülür. Bu durumda hangi grup üyelerinin denetleneceği de risk analiziyle belirlenir. USDA NOP §205.403(a)(2)(iii), grup üyelerinin toplam sayısının karekökünün en az 1,4 katı kadarının ya da toplamın en az %2’sinin denetlenmesini (hangisi daha yüksekse) zorunlu kılar.
Bu seçim yapılırken üyenin üretim hacmi, organik yanında konvansiyonel üretim yapıp yapmadığı, yeni katılan bir üye olup olmadığı gibi kriterler dikkate alınır.
İstisnai durumlar ve ek değerlendirmeler
Risk analizi sırasında sadece standart kriterler değil, bazı özel durumlar da göz önünde bulundurulur. Geçiş süresinin kısaltılması talepleri, organik olmayan çoğaltım materyali kullanımı gibi konular risk değerlendirmesine eklenir. Bu tür durumlar hem mevzuata uyum açısından hassas konular olduğu için hem de üretim bütünlüğünü etkileyebileceği için dikkatle incelenir.
Sonuç
Organik tarımda risk analizi, üretim sürecinin güvenilirliğini sağlayan güçlü bir araçtır. Çevresel koşullar, ürün bazlı riskler, organizasyon yapısındaki karmaşıklıklar, geçmişte yaşanan uygunsuzluklar ve istisnai durumlar bir araya getirilerek, üretimin hangi noktalarda daha sıkı kontrol edilmesi gerektiği belirlenir.
Bu yaklaşım; 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu, (EU)2018/848, (EU)2021/1698 ve USDA NOP §205.501(a)(21), §205.504(b)(7), §205.670(d), §205.403(a)(2)(iii) gibi maddelerle desteklenen bir çerçeveye sahiptir. Tüm bu başlıklar sayesinde, organik üretim sürecinde sorunlar oluşmadan önce önlem almak mümkün olur.
Organik tarımda başarı, bu risk analizini hakkıyla yapmak ve sonucunda ortaya çıkan planı titizlikle uygulamakla mümkün olur.
